
Ah, o vazodaki 12 tane pembe gül... Sanki baharın ta kendisi gelmiş de odama yerleşmiş gibi. İlk gördüğümde içimde bir kıpırtı oldu, sanki yıllardır beklediğim bir mesaj nihayet gelmiş gibi. O kadar canlı, o kadar tazeydiler ki, yapraklarındaki o minik su damlaları bile sanki birer mücevherdi. Pembe tonları... Ah o pembe tonları! En açık pembeden, neredeyse fuşyaya çalan koyu pembeye kadar her bir ton, ayrı bir hikaye anlatıyor gibiydi.
Düşündüm ki, kim bilir kimler sevgiyle büyüttü bu gülleri? Belki Kocaelinin bereketli topraklarında, belki de uzak diyarlarda... Ama o kadar özenle seçilmiş ve hazırlanmışlardı ki, her bir yaprağı adeta seni seviyorum diyordu. Bir çiçek siparişi vermek ne kadar kolay değil mi aslında? Birkaç tıklama ile sevdiklerimize bu güzelliği yaşatabiliyoruz.
O güller, sadece birer çiçek değil, aslında birer umut simgesi. Belki bir özür, belki bir tebrik, belki de sadece seni düşünüyorum demenin en zarif yolu. Onlara baktıkça içim umutla doluyor, sanki her şeyin daha güzel olacağına dair bir inanç yeşeriyor içimde. Belki de bu yüzden gülleri bu kadar çok seviyorum. Onlar, sadece gözü değil, ruhu da besliyorlar.
Acaba buketin içindeki güllerin anlamı ne? Bir rivayete göre pembe güller, zarafeti, nezaketi ve hayranlığı temsil edermiş. Belki de bana gönderen kişi, içimdeki o naif ve kırılgan yanımı görmüş ve bana bu güzel hediyeyle bir mesaj göndermek istemiş. Kim bilir?
Şimdi düşünüyorum da, keşke herkesin evinde böyle bir vazo olsa. Belki o zaman dünya daha güzel bir yer olurdu. Daha az kavga, daha az nefret, daha çok sevgi ve daha çok umut... Kocaeli çiçekçileri de böyle güzel aranjmanlar hazırlıyor mudur acaba? Belki de ben de bir gün sevdiklerime böyle bir sürpriz yapmalıyım.
O güller, bana hayatın ne kadar değerli olduğunu hatırlattı. Her anın tadını çıkarmamız, sevdiklerimize değer vermemiz ve güzellikleri görmeye çalışmamız gerektiğini... Belki de bu yüzden o 12 tane pembe gül, benim için sıradan bir çiçek buketinden çok daha fazlası.